Bu hafta Paris’te VRML yaz okulundaydım. 3 İstanbul’dan, 7 Ankara’dan olmak üzere memleketten 10 kişi vardık. Sunumların zenginliğiyle şehrin rengi birleşince ortaya çok güzel bir hafta çıktı. Sabah 9′tan akşam 6-7′ye kadar yoğun tempolu bir zihin koşuşturmacasının peşinden akşamlarımızı da Saine’deki tekne gezisi, memleketi pek de aratmayan güzel yemekler, Notre Dame kıyısında Yunan ve Acem arkadaşlarla paylaşılan kırmızı şaraplar, bisikletle yapılan şehir turları doldurunca çok iyi oldu, çok da güzel oldu.   Paris’te geçen kültürel ve sosyal bir haftaiçinden sonra haftasonunda köylerine gelip piknik yapmak da işin cabası oldu.

Neyse, yazının kısa ve öz maksadına gelelim. Yaz okulundaki dersler sunum şeklinde hazırlanmıştı. Birkaç tane güzel dersin ardından geçen sene yazdığım Powerpoint’in öldürdüğü beyinler yazısı aklıma geldi. Dersler hep sunum şeklinde geçmesine rağmen burada hiç öyle düşünmemiştim. Nitekim sonraki sunumlarda da fikrim değişmedi. Konuşmalar gayet doyurucu, içerik özenle hazırlanmış, cümleler özenle seçilmişti. Örneğin sunumlarda o gün bahsi geçen konuda ek slaytlar yer alabiliyordu. Bahsi geçen yazıda, sözüm meclisten dışarı dediğim kişilere örnek teşkil edecek kişilerin hazırladığı sunumlardı. Emek verilen her şey niteliğiyle kendini gösteriyor.

İyi ki gelmişim diyorum. Hem eğitim içeriği hem de kalan zamanda sunulan çeşitli imkanlar açısından yeterince güzel. Sanırım her sene düzenleniyor bu yaz okulu; bilgisayarla görme ve yapay öğrenme temalı yaz okulu ararsanız tavsiye ederim, aklınızda bulunsun.