Blog, ‘weblog’ bileşik kelimesinin kısaltmasıdır, yani internet güncesidir. İnternet üzerinden yayın yapmak için kullanılan belli bir yoldur (yöntemdir) demek yanlış olmaz. Adı üstünde, bir İnternet güncesinin genel ihtiyaçlarına tamamıyla destek verir, hatta eklentiler ile bundan daha fazlasına da olanak sağlar.

Hemen hemen herkes bir şekilde Facebook kullandığı için Facebook özelliklerini aşağı yukarı biliyordur. O sebeple bir blogun temel özelliklerini herkesin anlayacağı Facebook örneğiyle anlatmak anlaşılır olacaktır umarım. Facebook, sizin arkadaş çevrenize yayın yaptığınız bir çeşit araçtır. Fotoğraflar, Notlar, Videolar, Duvar gibi bölümleri bulunur ve kullanıcı dostu bir arayüz ile etkileşimi kolaylaştırır. Programlama bilmenize gerek yoktur. Aynı şekilde bu konuda genel kültürünüz olmasına da pek gerek yoktur. Örneğin siz sayfa yükleme hızını pek dert etmeden büyük boyutlu bir fotoğraf eklersiniz, sizin yerinize fotoğrafın boyutu düşürülür ve sayfa yükleme hızı yavaşlamamış olur. Örneği burada bırakıp, asıl konuya döneyim. Bir blog temel olarak yazılardan (posts) ve sayfalardan (pages) oluşur. Yazılar, “Sevgili günlük!” diye başladığınız ve belli bir tarihe atfedilen içeriği oluştururken; sayfalar, tarihin pek önemli olmadığı, “hakkında”, “projeler”, “okurlardan” gibi bölümleri oluşturur. Örneğin bu okuduğunuz bir yazıdır, “okurlardan” ise bir sayfadır. Bu iki temel bileşenin yanında yazılarınızı sınıflandırmak için kullanacabileceğiniz kategoriler ve etiketler bulunur. Yazılara veya sayfalara okurlarınız yorum girebilir, veya başka sitelerden link verebilir. Bunların tümünü görebilirsiniz. Blog kardeşliği yapmak, ya da bağlantılar menüsü oluşturmak için bağlantılar adlı bir bölüm de mevcuttur. Site içeriğine eklediğiniz tüm resim ve dosyalar, ortam kütüphanesinden ulaşılabilir. Hangi dosyanın hangi yazıda kullanıldığını görebilir, istemezseniz daha sonra oradan silebilirsiniz. Tüm bunlar aynı Facebook örneğinde bahsettiğim gibi kullanıcı dostu bir arayüz ile kolaylıkla yapılabilir. Örneğin önceden yazdığım bir yazıya bir de bu arabirimden bakalım:

Gördüğünüz gibi, masaüstü bir kelime işlemcisi kadar anlaşılır bir arayüze sahip! Sol menüden istediğiniz bölüme geçip, değişiklikleri kolaylıkla yapabiliyorsunuz. Kalan özelliklerini siz de kurcalayarak keşfedebilirsiniz.

Fiziksel altyapı

Eğer bloglanmak isterseniz, gelişkin bir altyapı sunan bir blog aracı kullanmak iyi olacaktır. Bu işi bedavaya getireyim derseniz WordPress.com veya Blogger.com hesabı alıp sitenizi orada kurmak iki farklı güzel alternatif olabilir. Size verecekleri siteadresim.blogspot.com gibi adres adlarını sevmezseniz ve bir alan adınız varsa (alan adı pek pahalı sayılmaz, 100 dolara 10 yıllık bir tane alabilirsiniz), bunu Blogger’da barındırabilirsiniz (hosting). Ben ismailari.com alanadını almıştım, sıkıntı anında koda tam müdahele edebilmek için ücretli bir barındırma hizmeti de kiraladım. Blogger deneyimim oldu fakat kullandığım sisteme müdahale edebilmek, her ne kadar kodlama bilmeyi pek gerektirmese de kodda da istediğim değişiklikleri yapabilmek için WordPress kurdum. Burada ondan bahsedeceğim.

WordPress (WP) iki türlü. İsterseniz wordpress.com’dan hesabınıza açılan bir blog ile yayın yapabilir, isterseniz de WordPress blog motorunu indirip PHP ve MySQL desteği veren sisteminize kendiniz kurabilirsiniz. Benim kullandığım barındırma hizmetinde bunu da otomatize etmişler ve tek tıkla her şey kurulabiliyor ama bunu dert etmenize gerek yok, kurulumu masaüstü program kurmak kadar basit. Kurulum detayları için WordPress Türkiye sayfasına başvurabilirsiniz.

Temalar

WordPress’i kurduktan sonra istediğiniz gibi giydirebilirsiniz. Hazırda gelen temayı beğenmezseniz yeni WP temaları indirip sitenizi öyle süsler, ya da kendiniz yeni bir tema yazabilirsiniz. Bilimsel bir blog için sade bir tema iyi olacaktır sanırım.

Eklentiler

WP’nin en güzel yanı dünyanın birçok yerinden yüzlerce geliştiricinin yazmış olduğu eklentiler. Eklentiler sayesinde aklınıza gelebilecek çoğu özelliği sitenize katabilirsiniz. Benim şu anda kullandığım eklentiler özetle şöyle:

Akismet

Yazılarınıza yapılan yorumların istenmeyen (spam) olup olmadıklarını kontrol eder.

All in One SEO Pack

Search Engine Optimization (Arama Motoru Eniyilemesi) işine yarar.

FD Feedburner Plugin

Sitenizin RSS ve ATOM servislerini Feedburner hesabınıza yönlendirir. Kısaca bunun ne demek olduğundan bahsedeyim. Malum, bir günce yazıyorsunuz ve tıpkı köşe yazarları gibi bir okur kitleniz olacak. Bir de okurlarınızı seviyorsunuz, yeni yazı yazmış mıyım diye sürekli siteme bakarak değerli zamanlarını harcamasınlar diye düşünüyorsunuz. O halde RSS nedir diye biraz bilgilenmekte yarar var. Feedburner’ın güzelliği ise okur sayınızı ve hangi yazıları okuduklarının raporlanmasını yapması ve (acı deneyimlerimle pek önermesem de) siteyi taşıdığınızda yine aynı Feedburner adresine taşıyarak okurlarınızı kaybetmemenizi sağlamasıdır.

Google XML Sitemap

Sitenizin haritasını XML formatında oluşturup arama motorlarını bilgilendirir.

Table of Contents Generator

Yazının içeriğinde kullandığınız Başlık 1, Başlık 2 gibi kısımlardan otomatik bir içindekiler tablosu oluşturur. Örneğin şu sayfadaki tabloyu elle yazmadım, bu eklenti ile otomatik oluşturdum.

Ultimate Google Analytics

Google Analytics kullanıyorsanız Analytics kodunu elle yapıştırmak yerine bu eklentiyi kullanmak daha iyi olacaktır.

WP-Syntax

Kodları renklendirmeye yarar. Önceden yazmış olduğum şu yazıya bakabilirsiniz. Bu benim en sevdiğim eklentilerden biri. Zira güncesine kod ekleyip de bunu Times New Roman gibi fontlarla sunan yazarların kodlarını okumak tam bir işkence. Kod ekliyorsanız kodu önceden test edin ve girintilemeye (indentation) dikkat edin!

Youngwhan’s Simple Latex

Bilimsel bir blog tutacaksanız LaTeX’e ihtiyaç duymanız çok doğal. Bu eklenti ile yazılarınıza LaTeX kodu gömebilirsiniz. Örneğin

[math]\sin A \cos B = \frac{1}{2}\left[ \sin(A-B)+\sin(A+B) \right][/math]

gibi bir formül elde etmek için

[math]\sin A \cos B = \frac{1}{2}\left[ \sin(A-B)+\sin(A+B) \right][/math]

yazmanız yeterli olacaktır.

Başka başka

Yazının eski sürümleri

WordPress’in en güzel özelliklerinden biri yazılarınız için bir kütük tutması. Aynen Wiki gibi, yazınızda eski sürümlere dönebiliyorsunuz. Bir yazarlı  bir blog değil de birden fazla yazar ile çalışıyorsanız ve ortak yazılar yazıyorsanız diğerlerinin yaptığı değişiklikleri görmeniz için de güzel olacaktır.

Türkçe dil desteği ve temalar

Üstteki arayüz resminden de anlaşılacağı üzere WP Türkiye ekibinin değerli katkıları ile WP’yi Türkçe kullanmak mümkün. Fakat kullandığınız tema TR desteği bulundurmayabilir. Çevirmek sizin elinizde. İndirdiğiniz temayı şu adresteki talimatları okuyarak çokdilli hale getirebilirsiniz. Eğer temada yazılı resimler varsa ve bu resimlerin kaynakları elinizde yoksa işiniz biraz zor olabilir, resim işleme kabiliyetinizi ortaya koymanın zamanı!

Yorumlardan haberdar olma

E-posta ile bilgilendirilme ayarlarını doğru yaparsanız bir yazınıza yorum girildiğinde otomatik olarak size bilgilendirme iletisi yollanır. İsteyen kullanıcıların yorum girdikleri yazılara müteakip yorumlardan haberdar olabilmesini de sağlayabilirsiniz.

Yazar arabirimi

Eğer WP’nin hazır arabirimine İnternet tarayıcınız ile ulaşmak istemezseniz, yazı ekleme ve güncelleme gibi işleri yapabileceğiniz başka yollar da mevcut. Bunun için bir tarama yapmanız yeterli olacaktır. Örneğin Emacs kullanarak bile yazı ekleyebilirsiniz fakat ben denediklerim arasında WP’nin kendi arayüzünden gayet memnun olduğumu söylemeliyim.

Korsanlık

Koda dalıp biraz korsanlık yapmak isterseniz harika bir WP Codex dokümantasyonu mevcut. Menüleri değiştirmek, biraz kendi zevkinizi ortaya koymak gibi işler çok kolay. WP’nin nasıl çalıştığını anladıkça “Code is Poetry” (Kod Şiirdir) anlayışına hak vermemek mümkün değil.

Yazıyı bitirmeden önce, bunca teknik bilginin yanında biraz da size motivasyon vereyim!  Web 2.0′la birlikte İnternet ile etkileşim biçiminin değiştiği günümüz dünyasında bir blog tutmak basit bir güncenin çok ötesine geçebilir. Fields madalyası almış matematikçilerden dördünün aktif bloğu vardır, Michael Nielsen’in ilgili yazısına bakabilirsiniz. Örneğin Terence Tao’nun What’s New isimli bloğuna denk gelmediyseniz bir bakmanızı öneririm, özellikle araştırmacılar için tavsiyeleri okunmaya değer. Daniel Lemire’nin bloğu uzun süredir takip ettiğim (abone olduğum) bir blog. Bunlar dışında Steve on Image Processing gibi kişisel blogları veya Scienceblogs, Scientificblogging, Evrim Çalışkanları gibi bilimsel blog topluluklarını örnek göstermek mümkün. Türkçe bilimsel bloglar için Duygu’nun hazırladığı sayfaya bakabilirsiniz. Tabii şunu söylemek faydalı olacaktır: Bu örneklerin tümü yayına ilk başladıklarında şu anki kadar yaygın değildi ve hem yazarının hem de okurlarının katkılarıyla zaman içinde geliştiler.

Blog yazılarınızın tüm sürümlerine yazar arabiriminden ulaşabileceğinizi söylemiştim. Ben de bu yazıyı bir oturuşta yazmadım, yavaş yavaş yazdım. Bazen sildiklerimi görmek için eski sürümlere baktım. Nihayet 34. sürümde ikna edici olgunluğa ulaştığını düşünüyor ve artık yayınlıyorum. Kuracağınız bilimsel bloglardan beni de haberdar etmeyi unutmayın. Yoksa size Times New Roman kullanarak hepsi aynı hizada yazılmış ve hatalarla dolu kod ile dalarım!..