ismailari.com

İsmail Arı'nın anasayfası

Haziran 2009 için arşiv

Kitaplara sahip olmak

3 yorum yapıldı

Kitap Budama haftasının (haftadan biraz uzun oldu sanırım!) sıradaki hedefi kitaplarım oldu. Ama kitaplarımı kurban etmedim, azad ettim!

Evde ve okuldaki kitaplığımda yıllardır okunmayı bekleyen en iyi arkadaşlar vardı ve benim gösterdiğim büyük ilgiden (!) artık çok sıkılmışlardı. Ben de üçüncü kez kalkıştığım kitap bağışı seferberliğinde büyük bir kısmını bizim kütüphaneye vererek onları mutlu ettim. Tümünü vermedim tabii ki; zamanında bir hevesle aldığım ve sonra okumadığım, okumaktan vazgeçtiğim, zaman ayıramadığım kitapları verdim. Düşündüm de; bende durdukça işe yaramayacaklar. Hepsine yetecek kadar zaman bonkörü değilim. Kütüphanede mutlaka birilerinin işine yarar. Laboratuvarın kütüphanesi var ama oraya bakanı görmedim henüz. Okulun kütüphanesi herkesin ortak baktığı yer, internetten arama yapma imkanı ile erişimi kolay. En mantıklı yer orası gibi geldi. Sadece kitap değil, dergileri de gözden geçirdim. Bilim ve Gelecek'in birçok sayısı vardı bende, bizim kütüphanede yokmuş, onları da verdim, en çok da onlara sevindim.

Yazının tamamını okuyun »

24 Haziran 2009, Kategori: Genel,

Temiz bir gelen kutusu ve takvim

Yorum yapılmadı

Gmail Ekran GörüntüsüBudama haftasının RSS okuyucusundan sonraki talihlisi Gmail ve kalender arkadaşım oldu!

Ben tüm e-posta iletişimim için Gmail kullanıyorum. Baktım bir sürü etiket var, gelen kutusunda tonla e-posta beni bekliyor, sakladığım gereksiz iletiler sürekli ilgimi çekiyor, vb. Muhtemelen çoğu kişi de benzer durumdadır.  Ve herkes benim gibi biriktirmeye devam eder. Onları güzel güzel sınıflamaya falan. Arada dönüp bakarsın, aynı mesajları birkaç kez okursun, şimdi cevap yazmayayım sonra yazayım deyip okuduğun zamana da yazık edersin. İnternette dolanırken, temiz bir gelen kutusuna dair fikirler gördüm ve nedense hemen işleve koyasım geldi ;)

Yazının tamamını okuyun »

17 Haziran 2009, Kategori: Genel,

Blog okumak üzerine

Yorum yapılmadı

Başlamadan not: Kişisel bir yazıdır, kafamı toparlamak için yazıyorum. Okur tamamen farklı düşünebilir veya hiç ilgisini çekmeyebilir.

Zamanında blog tutmak üzerine bir yazı yazmıştım. Bu yazıyı ara sıra okumaya ihtiyacım var. Şimdi onun diğer yüzünü düşünmek istiyorum, yani blog yazmak değil de okumak yönünü...

İnternet, son birkaç yılda insan hayatında çok büyük bir etken olmaya başladı. İnternet sosyalliği gün geçtikçe daha da demir atıyor hayatımıza. İletişimdeki önceki dev adım radyo ve televizyon ile gelmişti. İnternetin dev adımı ise linke tıklama teknolojisi oldu, ve en sonunda katkıda bulunma imkanı. Yani, isterseniz yalnızca izleyen/dinleyen olmuyorsunuz artık. Saçmasapan takma adlara bürünüp (ya da isim vermeyip) küfretmek; saatlerce uğraşılıp göz nuru ile hazırlanan içeriklere üstünkörü yorumlarda bulunmak; Türkçe yazmayı bilmediğinizi ilginç bir alfabe ile (nbr qanqa, boswer ya!) tüm aleme haykırmak sizin elinizde. Neyse, konuyu dağıtmayalım. Neydi asıl konu? Blog okumak. RSS okuyucular ile çoğumuzun yaptığı işlerden biri. Benimse uzun süredir yaptığım ama en son bir sadeleştirmeye gittiğim.

Yazının tamamını okuyun »

14 Haziran 2009, Kategori: Genel,

Budama haftası

Yorum yapılmadı

İşler rahatlamış… Normalde bu hafta ne yapsam, neler öğrensem diye düşünür insan. İzlenmemiş filmler, gidilmemiş yerler, görülmemiş arkadaşlar, okunmayı bekleyen kitaplar… Bir liste hazırlamaya kalksam hafta onunla geçer zaten. Ama ben tam tersini yapacağım. Hayatıma katacağım en güzel yeni şey onu budamak olacak. Düşünüp bir sürü şeyi çöpe atacağım, gereksiz işleri bir daha dönüp bakmamak için sileceğim, bazı şeyleri unutacağım. Ortalık bir ferahlayacak, pîr ferahlayacak. Şunu da izleyeyim yok, bunu da okuyayım yok, şu işler yarım kalmıştı yapayım yok. Bu haftayı hayatı budama ve sadeleştirme haftası olarak seçtim. Biriktirip biriktirip atmak lazım arada.

10 Haziran 2009, Kategori: Genel,