ismailari.com

İsmail Arı'nın anasayfası

Eylül 2008 için arşiv

Mediawiki’de yan menüyü değiştirme

Yorum yapılmadı

CmpE Wiki için ayda yılda ihtiyaç duyduğum ama her seferinde unutup bulana kadar bir sürü zaman harcadığım bu işlemi hatırlamak için not edeyim…

Mediawiki’de yan menüyü değiştirebilmek için yönetici haklarına sahip bir kullanıcı ile oturum açmak ve www.wikiadresi.com/index.php/MediaWiki:Sidebar adresini açmak lazım. O sayfada yapılan değişiklikler yan menüye yansıyor.

Ekleme (27 Eylül ‘08): Mediawiki’de herhangi bir kullanıcının şifresini değiştirmek için alttaki SQL girdisini (o kullanıcının ‘id’ değeri ile) çağırmak gerekiyor. Ne yazık ki bunu internet tarayıcısından yapmayı başarabileni bulamadım.

UPDATE USER SET user_password = 
    MD5(CONCAT(user_id, '-', MD5('yenisifre'))) 
    WHERE user_id=10;

26 Eylül 2008, Kategori: Programlama,

İlk düşünen değil, ilk hayat veren kazanır

Yorum yapılmadı

Beş gün önce, bana yol göstermesi için sarı not kağıtlarıma şöyle not almıştım:

Eğitim 1
---------------------------------------------
Tüm resimler için:
    resmi oku ve L adet imge piramidi basamaklarını oluştur (ölçekle)
    nirengi noktalarını oku ve L adet ölçekle
    noktaların profillerini bul
    profillerdeki gradienti (değişimi) bul
Ortalama gradienti ve gradient kovaryansını hesapla ve dosyaya kaydet

Eğitim 2
---------------------------------------------
Tüm şekiller için:
    şekli oku ve örnek olarak al
Tüm örneklere PCA uygula
Bulunan özdeğerleri, özvektörleri ve ortalama şekli kaydet

Üsttekileri anlamanızı beklemiyorum, zaten yazının amacı bunları anlatmak da değil, sadece örnek olsunlar istedim. Bunları planlayıp yazmam yarım saatimi falan aldı. Ama gelgelelim hala kodlayabilmiş değilim! Üstelik beş gündür gayet verimli de çalışıyorum.

Bilgisayarla görme gibi deneysel yönü ağır basan dallarda bir şey geliştirmek cidden çok meşakkatli. Kod yazmayanlar bilemez! Veritabanı oluşturmak zahmet ister. Programın birçok örnekte çalışması çok zaman isteyeceğinden eniyilemeye çalışırsınız. Olmadık bir yerde 'codec' problemi olur. Bilmem kaç işlemcili sunucu buldum diye sevinirsiniz, kodunuzda kullandığınız bir bileşen 64 bitlik makinede çalışmaz, oturup kalırsınız. Üç gün bekler sonra da bir bakarsınız, mantıksal bir hata yapmışsınız, haydi sil baştan. Ya da sonuçlar %100 başarılı olarak gözükür. Deneyimli iseniz sevinmezsiniz, çünkü biraz araştırınca kodda hata yaptığınızı ve gerçeklikleri yanlışlıkla veri olarak kullandığınızı farkedersiniz. Ve daha...

Siz tüm bunlarla boğuşurken, dışarıdan birisi için yaptıklarınız anlamsız gelebilir. Sizin iki satırlık düşünceyi bir haftada kodlayamadığınızı da düşünebilir. Ama ne yazık ki öyle kolay değil bu işler. Uzun süre yılmadan sabırla çalışmak gerekiyor, arada da fos çıkıyor.

Bunları niye anlatıyorum? Yaptığım işten sıkılmış falan değilim. Bilgisayarla görme konusunda (veya benzeri özelliklere sahip başka bir konuda, nitekim çoğu alan böyle gözüküyor) çalışmak ciddi bir sabır ve uğraş gerektiriyor. Şunu bilmek lazım: Farkı yaratabilmek kuru kuru düşünmekten ziyade üretmekten kaynaklanıyor. İlk düşünen değil, ilk hayat veren kazanır.

22 Eylül 2008, Kategori: Genel,

Bilgisayara dalıp gidenler, 'koyun'a kulak verin

2 yorum yapıldı

Siz de benim gibi bilgisayarına dalıp gidenlerden ve saatlerin nasıl geçtiğini farkedemeyenlerden misiniz? Eğer öyleyse, dikkat etmezsek sonumuz pek hayırlı değil, benden demesi. Bilgisayar kullanıcıları ve müzisyenlerde sık görülen bir hastalık var: RSI ("Repetitive Strain Injury", Tekrarlanan Zorlama Yaralanması). Çok ciddi bir rahatsızlık olduğu söyleniyor. Önlem olarak da sık sık ara verme, gün içinde belli bir miktardan fazla çalışmama gibi hususlar var. Tabii, bunu önceden de biliyorduk ama insan genelde yetiştirmesi gereken işlerin arasında bunu sallamıyor. Biraz baktım, çok güzel bir yazılım var: Workrave. Açık kaynak bir yazılım. Hem GNU/Linux, hem de Windows'ta çalışabiliyor. Belli zamanlarda fırlayan pencereler şeklinde (pop-up :)) çıkıp ara vermeniz gerektiğini tembihliyor. Zaman ayarlarını değiştirebiliyorsunuz. İsterseniz çalışmaya devam edebiliyorsunuz tabii, ama o zaman bu yazılımı niye kurdum diye sorar insan kendine!

Sanırım, 'koyun'a kulak vermek iyi olacak. Şu anda bile sağ kolum farenin azabına uğradı, arada çok kötü sızlıyor, ileride durumumuz daha kötü olmasın...

20 Eylül 2008, Kategori: Genel,

Değişim

4 yorum yapıldı

Lisans son sınıftayken, Math and Mona Lisa'nın yazarı Bülent Atalay bizim okula gelip bir sunum yapmıştı. O, sunuma ara verip önde konuşurken kullandığı Mac da arkada şova yönelik hareketler yapmaya başladı; fotoğraf geçişleri falan. Dinleyicilerden ooo sesi gelmesi üzerine işletim sistemi muhabbeti yaptı kısacık. "İşletim sistemi din gibi, değiştirmek çok zor. Oğlum da Mac kullanıyor benim gibi."

Ben de uzun süredir GNU/Linux'a geçmeye çalışıyordum, bu durumu daha iyi anlıyorum bu yüzden. Üstelik ben bilgisayar mühendisi ünvanına sahip biriyim, hem de yüksek! Ah, her seferinde çaresiz kalan eller... On yılı aşkın süredir Windows bahçesinde depolanan alışkanlıklar bir anda hortluyor ve öyle bilgisayar bana, ben ona bakıp geçiniyoruz. Sonra işler sıkıştırıyor ve yine o hazin son, ertelenme. Yahu Windows güzel, gereksiz bu hayaller diye düşünebilirsiniz. Ama araştırma çalışmalarını yapabileceğimi ümit ettiğim özgür bir alternatifi varken ben öyle düşünmüyorum!

Geçen hafta yine bir heyecan: Bu sefer alıştıra alıştıra değil dedim kendi kendime, zönk diye geçecem! Pardus ile değişime mayayı çaldım, internete giremeyip uğraştım biraz, bir de bilgisayar dondu durdu, anlayacağınız maya tutmadı. Muhtemelen problem bende, ya da benim dizüstündeki donanımda. Bir ara Ubuntu denemiştim ve hevesim kaçmadan ikinci seçenek olarak ona başvurdum. Sonuç mükemmel, düşük sıcaklıkta bile bemberrak yazılımlar. Bir haftayı geçti, güzel güzel kullanıyorum, Gnome'u da beğendim, nazar değmesin! Buralara alışayım, gönül Pardus kullanmak ister.

Tamam, işletim sistemi cepte, sıra neyde? Tabii ki araştırmaları hangi dili kullanarak yapacağımda. Alemlerin sevgili programlama dili Python ile sağolsun, Anıl'ın verdiği gazla geçen yıl tanışmıştım. İnsanın derslerde öğretilmeyen şeyleri tamamen kendi uğraşları ile öğrenmesinin verdiği zevkten midir bilemem ama sonradan benim de sevgili dilim oldu. Geçen hafta iki kitap (A Byte of Python, Dive into Python), bir sürü blog yazısı ve kısa doküman okuyarak eski bilgileri tazeledim ve yeni bilgiler edindim. İki-üç gündür videoları ve resimleri nasıl işlerim diye bakıyorum ama internette bilgisayarla görü alanında Python dokümantasyonu yok denecek kadar az. PIL kullanarak piksel bilgilerini Numpy (Numuric Python) matrislerine sonunda atabildim. Bu şu demek oluyor; artık elimde somut, matematiksel bir nesne var ve ben düşüncelerimi test edebilirim, altyapım aşağı yukarı hazır. Numpy kullanarak MATLAB ile yapılabilen çoğu iş yapılabilir, hatta yardımcı modüller ile eski MATLAB yazılımlarınızla veri alışverişi yapılabilir. Hem de çok daha keyifli ve bedavaya. MATLAB kullanarak bir sürü kod yazan ve onları dağıtmada her zaman sorun yaşayan biri olarak, bir ampül yanıverdi kafada! Neden ben MATLAB yerine Python kullanmayayım? Şimdi bu sorunun cevabının benim işlerim açısından ne yönde olacağını zaman geçtikçe öğreneceğim. OpenCV'nin Python bağlantıları da var ama içimden Python kullanıp C'deymiş gibi kod yazmak gelmiyor açıkçası, Pythonic olsun biraz, kültürümüz gelişsin. Bir gün düşüncelerimi derleyip (pardon yorumlayıp) Python propogandası yapabilirim buradan, bekleyin...

Ne güzel gidiyorduk birkaç gündür, ve yine o bir işe girişirken yaşadığımız sendrom: Duraksama ve kafa dağınıklığı başgösterdi. Eylülde olmamıza rağmen, ağustos böcekliği ile geçti gün. Sinüs eğrisi kıvamındaki hayatımı tekrarlıyorum yine. Pilleri şarj etmek lazım.

Bu sene ders çok, yükümlülük çok, o yüzden bloglanma nasıl gider bilemiyorum ama imge/video (daha genel tabiri ile sinyal) işleme için temel altyapının nasıl kurulabileceğini ve bedavaya/özgürce nasıl düşüncelerinize test ortamı yaratabileceğinize dair yazılar yazmak istiyorum. Kendi kodlarımı bu yönde bir (d)evrim ile yeniden yazmayı başarabilirsem bunun yapılabilirliğini de umarım göstermiş olacağım.

Bakalım, n'olacak?..

17 Eylül 2008, Kategori: Genel,